Joomla TemplatesWeb HostingFree Money
Giriş Formu
Saat
Kullanıcı Bilgilendirmesi
Duyuru Sygı değer kardeşlerimiz.Daha iyi bir hizmet vermek için video bölümüzüm hazırlanmıştır.Hoşunuza giden ve sitemizde yayınlamamızı istediğiniz videoların linklerinin veya her herhangi bir isteğinizi Site İçi Mesajlaşma Bölümünden kursat5843 adlı kişiye göndermeniz rica olunur.Saygılar.

--= NFSP =--

Kuran-ı Kerim Meali Sitemize Elmalılı Hamdinin Kuran-ı Kerim Meali bölümünü oluşturmuş bulunmaktayız. Anamenüden veya üst medüden ulaşabilirsiniz.

Hikmetli Sözler
Dünyayı arayıp ahireti bulanı hiç görmedik. Ama ahireti arayıp dünyayı bulanı gördük.
Ebû Said Hasan Basrî -
İlahiler
Ltfen Flash Player 7 ve zerini ndirip Kurunuz...

Evrenin Genişlemesi

Astronomi biliminin henüz gelişmemiş olduğu bir dönemde, on dört asır önce indirilen Kur’an-ı Kerim’de evrenin genişlediğinden şöyle bahsedilir:

“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz biz (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi: 47)

Bu ayette geçen “sema (gök)” kelimesi Kur’an’ın pek çok yerinde uzay ve evren anlamında kullanılır. Nitekim burada da bu anlamda kullanılmıştır ve evrenin genişleyici olduğu bildirilmiştir. Türkçeye “Şüphesiz Biz genişleticiyiz olarak çevrilen Arapça “innâ lemûsiûn” ifadesindeki “mûsiûn” kelimesi, “genişletmek” anlamına gelen “evsea” fiilinden türemiştir. “Le” ön eki de takip ettiği isim ya da sıfata vurgu ekleyerek “çok fazla” anlamı katmaktadır.

Dolayısıyla bu ifade; “Biz göğü veya evreni çok fazla genişletiyoruz” anlamı taşımaktadır. Bilimin bugün varmış olduğu sonuç da Kur’an’da bize bildirilenle aynıdır.

20. yüzyılın başlarına dek bilim dünyasında hâkim olan tek görüş, “evrenin durağan bir yapıya sahip olduğu ve sonsuzdan beri süregeldiği” şeklindeydi. Ancak, günümüz teknolojisi sayesinde gerçekleştirilen araştırma, gözlem ve hesaplamalar evrenin bir başlangıcı olduğunu ve sürekli olarak “genişlediğini” ortaya koydu.

 

Göklerle Yerin Birbirinden Ayrılması

“O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?” (Enbiya Suresi: 30)

“Birbiriyle bitişik” olarak tercüme edilen “ratk” kelimesi, Arapça sözlüklerde “birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış” anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır.

Ayette geçen “ayırdık” ifadesi ise Arapça “fatk” fiilidir ki, bu fiil; bitişik durumdaki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması arapçada bu fiille ifade edilir.

Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik, yani “ratk” olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi “fatk” fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor.

Gerçekten de Big Bang’in ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir noktada toplandığını görürüz. Diğer bir deyişle her şey, hatta henüz yaratılmamış olan “gökler ve yer” bile bu noktanın içinde, birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar. Yani ayette ifade edildiği gibi birbiriyle iç içe, “ratk” durumundaydılar. Ardından bu nokta şiddetli bir patlamayla yarılıp ayrıldı. Yani Kur’an’ın “fatk” kelimesiyle beyan ettiği ayrılma fiili meydana geldi.


 

Evrendeki  Mükemmel Yörüngeler

 "Ne güneş aya yetişip çarpar, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler"(Yasin: 40)

"Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzüp giderler"(Enbiya: 33)

"Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor" (Lokman:29)

"Özenle oluşturulmuş yollara sahip göğe andolsun"(Zariyat: 7)

Çıplak gözle Evren'in yörüngelerle dolu olduğunu anlamak mümkün değildir. Güneş'in her gün doğup batması, Ay'ın şekil değiştirmesine karşılık, gökyüzündeki yıldızlar, değişmeyen Evren izlenimini güçlü bir şekilde vermektedir. Geceleyin gökyüzüne baktığımızda dakikada binlerce kilometre hızla hareket eden yıldızlar bile bize hiç hareket etmiyorlarmış gibi gözükür. Evren'de bilinen tüm yıldızların, tüm cisimlerin hareket ettiği, ayetin ifade ettiği şekilde Evren'in yörüngelerle dolu olduğu teleskopun bulunması ve bilimdeki gelişmeler sayesinde anlaşılmıştır.

Yasin Suresi 38. ayette şöyle buyrulmuş:

“Güneş de bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu aziz ve âlim olan Allah’ın takdiridir”

 

Aşılayıcı Rüzgarlar

Kur’an-ı Kerim de, Hicr suresi 22. ayette şöyle buyrulmuştur;

“Rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik”

Bu ayet bize rüzgârların aşılayıcı bir özelliğe sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Şimdi, Kur’an’ın bu haberinin doğruluğunu anlamak için ancak bu asırda keşfedilebilen bilimsel gerçeklere bakalım;

a- Rüzgârlar bitkilerin üremesinde, bitki tozlarını taşıyarak onları aşılamaktadır.

b- Aynı zamanda rüzgârlar, yağmur yağabilmesi için yağmur bulutlarını da aşılamaktadır.

Şöyle ki; denizlerin ve diğer suların üzerinde köpüklenme nedeniyle "Aerosol" adlı hava kabarcıkları oluşmaktadır. Bunlar rüzgârların karadan sürüklediği tozlarla karışarak Atmosfer'in üst katmanlarına doğru havalanır. Rüzgârların yükselttiği bu parçacıklar su buharı ile birleşir, su buharı bu parçacıkların etrafında yoğunlaşır. Bu parçacıklar olmazsa, yüzde yüz su buharı, bulutu oluşturamaz. Bulutların oluşması, rüzgârların bu şekilde havada serbest şekilde bulunan su buharını, taşıdıkları parçacıklarla aşılamaları ile olmaktadır.

Şimdi size soruyoruz;

-Rüzgârların aşılayıcı özelliğe sahip olduğu gerçeği ne zaman keşfedilmiştir?

 
Ruhun Varlığına Ait Deliller

   Ruhun varlığı, Allah'ın yaratmasından başka hiçbir şey ile izah edilemediğinden dolayıdır ki, ateistler ruhun varlığını inkâra yeltenmişlerdir. Çünkü ruhun varlığı kabul edilirse, onu yaratan Allah da kabul edilmek mecburiyetindedir. Bizler bu makamda ruhun varlığına ait delilleri beyan etmeyi uygun görüyoruz. 

   1- Hukuk, kardeşlik ve aile gibi kavramlar ancak ruhun varlığını kabul ile kaimdir. İsterseniz biraz daha açalım: Bilindiği gibi insan altı ayda bir bedenindeki bütün hücreleri değiştirmekte, âdeta yeni bir insan olmaktadır. Şimdi bir katilin mahkemede hâkimin karşısına çıktığını düşünelim. Hâkim ona ceza olarak yirmi sene hapis vermiş olsun. Bu katil hâkime dönerek şöyle dese: "Siz bana ceza veremezsiniz. Çünkü cinayeti işleyen ben değilim. Hücrelerimin değişmesi ile ben yeni birisi oldum. Şu andaki cismim masumdur." Bu sözlere karşı hâkim ne diyebilir ki? Hiçbir şey! Çünkü o da eski hâkim değildir.

Bir de kardeşlik ve aile mefhumunu düşünün. Beni dünyaya getiren annemin defalarca maddi bedeni değişikliğe uğradı. Beni dünyaya getirdiği andaki vücudundan geriye hiç bir şey kalmadı, tamamen değişti. Benim annem maddi cihetiyle, beni doğurduktan altı ay sonra öldü.

Eğer ruhun varlığı kabul edilmezse bu çıkmazdan nasıl çıkılır?


 
Ayın Konuğu
   
 1997 mezunlarımızdan Ömer Göktaş’le yapmış olduğumuz röportajda Devamını Oku...
Esmaü'l Hüsna
Ulti Clocks content
Köşe Videolarımız
Mevlid Kandiline Özel!
Kimler Sitede
Şu anda 2 konuk çevrimiçi
Site İçi Mesajlaşma
Mesajlar?n?z? Grebilmek Ve Mesaj Gndermek ?in Giri? Yap?n?z.
Yeni Mesaj Gnder
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterToday10
mod_vvisit_counterYesterday10
mod_vvisit_counterThis week10
mod_vvisit_counterThis month154
mod_vvisit_counterAll10010